Ege Üniversitesi’nde rektörden önemli atama (Ege’de Son Söz – 31.03.2017)

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Beril Dedeoğlu Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü’ne Prof. Dr. Ali Saffet Gönül’ü atadı.

 

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Hoşcoşkun’un YÖK tarafından açığa alınmasından sonra üniversite rektörlüğü görevine getirilen Prof. Dr. Beril Dedeoğlu çalışmalarını sürdürüyor. Hoşcoşkun’un atadığı dekanların büyük bölümünü görevden alarak yerine yeni atamalar yapan Dedeoğlu, rektör yardımcılarını da değiştirmişti. Dedeoğlu, üniversite bünyesindeki kritik görevlere atamalar yaptı.

 

Üniversitede rektörlüğe bağlı olarak 10 yıl önce kurulan önemli yerlerden birisi olan Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü görevine Prof. Dr. Ali Saffet Gönül atandı. Ruh sağlığı ve psikolojisi başta olmak üzere birçok konuda tanınan Gönül, alkol ve madde bağımlılığının her geçen gün büyük sorun haline geldiği dönemde önemli göreve getirildi.

 

Aynı zamanda Milli Savunma eski Bakanı Vecdi Gönül’ün de oğlu olan Prof. Dr. Gönül, Hoşcoşkun döneminde Tıp Fakültesi’ndeki “fakülte kurul üyeliği” görevinden bir sekreter çalışanın telefonuyla alındığını öğrenmişti.  Yeni rektör Dedeoğlu, Gönül’ü Tıp Fakültesi ile ortak çalışmalar da yapan enstitünün başına getirdi.

 

Haber için tıklayın…

Basın Duyurusu (06.03.2017)

 

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi SoCAT laboratuvarı Şizofreni Hastalarında Görülen Sinirliliğin Duygu Körlüğü ve Kötü Çocukluk ile İlişkili Olduğunu Gösterdi.

 

 

Şizofreni 20’li yaşlarda başlayan ve toplum içinde her yüz kişiden birinde görülen bir psikiyatrik hastalıktır. Bir çok belirtisi olmasına rağmen özellikle aile içi sorunlar hem hastayı hem de ailesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu sorunlar pek çok defa hekim, aile ve hastanın çabalarına rağmen devam etmektedir. İlişki sorunlarının nedenleri arasında hastanın sinirli davranışları, basit sözel ve (yaralanmalara yol açmayan) fiziksel şiddet uygulaması söz konusu olmaktadır. bu durum uzun vadede hasta yakınlarını ciddi bir şekilde yıpratmakta ve tükenmelerine neden olmaktadır. Bu durumu engellemek için pek çok defa doktorlar tarafından olması gerekenden daha yüksek dozda ilaçlar reçete edilmektedir.

SoCAT Bilimsel Araştırma Grubu Koordinatörü Dr Ali Saffet Gönül ve ekibi şizofrenide gözlenen bu aşırı olmayan fakat hasta yakınlarını tüketen şiddet davranışının nedenlerini araştırdılar. Uluslararası Psychiatry Research Dergisinde yayınlanan çalışmanın temel sorusunu şizofrenide görülen şiddet davranışlarında hasta yakınlarının duygularını, ne hissettiklerini doğru okuyamamaya bağlı sinirlilik artışı mıdır sorusu oluşturdu. Çalışmaya alınan şizofreni hastalarından bilgisayar ekranında gördükleri yüz ifadelerindeki duyguyu tanımaları veya eşleştirmeleri istendi. Sağlıklı kontrollerle karşılaştırılan hastaların şaşırma, nötr, üzüntü, öfke gibi duyguları yanlışlıkla korku olarak adlandırmalarına bağlı sinirliliklerinin arttığı bulundu. Çalışmanın diğer önemli bir sonucu ise çocukluk çağında sözel, davranışsal, cinsel şiddete uğrayan hastaların diğer duyguları korku olarak tanımaları nedeniyle sinirliliklerinde artış olduğu şeklindeydi.

Prof Dr Ali Saffet Gönül, şizofreni hastalarının karşıdaki kişilerin duygularını anlamakta zorlandığını ve bu nedenle anlayamadıkları bu durum karşısında öfkeye kapılabileceklerini belirtti. Bu nedenle aile bireylerinin ve hastalar ile temasta olan kişilerin duygularını yüz ifadeleri yanında sözel olarak da belirtmelerinin faydası olacağını belirtti. Araştırmacılardan Uzman Dr. Melih Bilgi çocukluk çağı travmalarının bu sonuçta etkili olmasının çevrenin gelişim çağındaki önemini gösterdiğine de işaret etti. Bu çalışmanın sonuçları çocukluk çağı travmalarının neden olduğu şiddet olayları ile ilgili ‘rüzgar eken fırtına biçer’ atasözünü de doğrulamış oldu.

 

 

 

Çalışmaya katılan bir gönüllü testi yaparken

Makalenin Orijinali ve Kaynağı:

The relationship between childhood trauma, emotion recognition, and irritability in schizophrenia patients.

Bilgi MM, Taspinar S, Aksoy B, Oguz K, Coburn K, Gonul AS. Psychiatry Res. 2017 Feb 3;251:90-96. doi: 10.1016/j.psychres.2017.01.091.

 

Ayrıntılı Bilgi için : Prof. Dr. Ali Saffet Gönül

www.socatlab.com

E-mail: ali.saffet.gonul@ege.edu.tr

Address: Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi Hastanesi , Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı

Bornova, İzmir, Türkiye

TEL: 0(232) 390 24 85

GSM: 0(542) 4124684

Yapay Zeka Tanıdı (Hürriyet – 11.04.2012)

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Bilişsel ve Davranışsal Bilimler için Bilgisayarlı Anatomik Tekniklerin Standardizasyonu (SoCAT) beyin görüntüleme laboratuvarı, yapay zeka ve makine öğrenimi kullanarak, erken dönem alzheimer hastalığı tanısını yüzde 80 doğrulukta koymayı başardı.

Rektör Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, Tıp Fakültesi’nde düzenlenen basın toplantısında, alzheimer hastalığının yaşam kalitesini bozan, gecikmiş tanı nedeniyle tedavisi zor ve hasta yakınlarını da olumsuz etkileyen bir hastalık olduğunu, “dünyanın en önemli sağlık sorunları arasında yer aldığını” söyledi.
Hastalıkta erken tanının yaşam kalitesini tümüyle geri kazandırdığını belirten Yılmaz, böyle önemli bir hastalığın ön tanı çalışmasının Türkiye’de ilk kez Ege Üniversitesi’nde yapılmasının kendilerini gururlandırdığını söyledi.

“Yapay zeka ve makine öğrenimini kullanarak hastalığın erken tanısını yüzde 80 doğrulukta başardığı” bildirilen projenin yürütücüsü Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Saffet Gönül de gelişmiş ülkelerde nüfusun yaşlanması ve ömür uzaması nedeniyle alzheimer ve benzeri bunama hastalıklarının artış gösterdiğini ifade etti.

Prof. Dr. Gönül, Türkiye’de 400 bin alzheimer hastası olduğunu, bu sayının 2050 yılında 2,5 milyona ulaşacağının tahmin edildiğini vurguladı.
İlaçların sadece hastalığın erken döneminde etkili olduğunu belirten Gönül, doğru alzheimer tanısının zaman alıcı ve pahalı olduğuna dikkati çekti.
Özellikle yaşlılık dönemi depresyonu ile alzheimer hastalığının ayırıcı tanısının tam olarak yapılamadığını belirten Gönül, “Erken tanının çok önemli olduğu bu hastalıkta, yapay zeka ve makine öğrenimini kullanarak hastalara erken tanı koymayı başardık. İlk kez poliklinik başvurusunda bulunan, unutkanlık şikayeti olan hastaların MRI ile yapılan çekimleri yapay zeka ve makine öğrenimi algoritmalarını kullanan bir bilgisayar ile değerlendirildi. Aynı hastalar kullanılan diğer yoğun değerlendirme sürecinden de geçirildi. Konulan tanı yüzde 80 oranında benzerlik göstermekteydi” dedi.

 

Haber için tıklayın…

Alzheimerda Erken Tanı (Cumhuriyet – 11.04.2012)

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Saffet Gönül, yapay zeka ve makine öğrenimini kullanarak Alzheimer hastalarına erken tanı koymayı başardıklarını söyledi.

 

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Bilişsel ve Davranışsal Bilimler için Bilgisayarlı Anatomik Tekniklerin Standardizasyonu (SoCAT) beyin görüntüleme laboratuvarı, yapay zeka ve makine öğrenimi kullanarak, erken dönem alzheimer hastalığı tanısını yüzde 80 doğrulukta koymayı başardı.

 

Rektör Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, Tıp Fakültesi’nde düzenlenen basın toplantısında, alzheimer hastalığının yaşam kalitesini bozan, gecikmiş tanı nedeniyle tedavisi zor ve hasta yakınlarını da olumsuz etkileyen bir hastalık olduğunu, ‘‘dünyanın en önemli sağlık sorunları arasında yer aldığını” söyledi.

 

Hastalıkta erken tanının yaşam kalitesini tümüyle geri kazandırdığını belirten Yılmaz, böyle önemli bir hastalığın ön tanı çalışmasının Türkiye’de ilk kez Ege Üniversitesi’nde yapılmasının kendilerini gururlandırdığını söyledi.

 

”Yapay zeka ve makine öğrenimini kullanarak hastalığın erken tanısını yüzde 80 doğrulukta başardığı” bildirilen projenin yürütücüsü Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Saffet Gönül de gelişmiş ülkelerde nüfusun yaşlanması ve ömür uzaması nedeniyle alzheimer ve benzeri bunama hastalıklarının artış gösterdiğini ifade etti.

 

Haber için tıklayın…

Bipolar Bozuklukta Önemli Tespit (Medimagazin – 30.03.2014)

Dünyada Britney Spears, Mel Gibson, Kurt Cobain, Türkiye’den de Nurseli İdiz gibi ünlülerin muzdarip olduğu bipolar hastalığına sebep olan bölge ile koruyan bölge dünyada ilk kez Ege Üniversitesi uzmanlarınca saptandı.

 

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde üç öğretim üyesi yaptıkları bilimsel araştırmayla, zeka düzeyi yüksek kişilerde daha sık görülen psikiyatrik rahatsızlık olan bipolar bozukluğa, beynimizde neden olan bölge ile hastalıktan koruyan bölgeyi dünyada ilk saptadı. Ege Üniversitesi Hastanesi’nde Prof. Dr. Ömer Kitiş, Prof. Dr. Ali Saffet Gönül, Doç. Dr. Çağdaş Eker ve ekibi tarafından gerçekleştirilen araştırmaya 28 bipolar bozukluk hastası ile bu hastaların kardeşi 28 kişi ile, bu kişilerden bağımsız 30 sağlıklı birey katıldı. Nedeni bilinmeyen hastalığın oluşma nedeni ve sağlıklı kardeşlerin hastalıktan nasıl korunduğunu ortaya koyan bilim adamlarının araştırması dünyanın en önde gelen dergisi olan Bipolar Disorders Dergisi’nde yayınlandı.

 

untitled3

 

Haber için tıklayın…

3 Boyutlu Takip (Habertürk – 22.09.2012)

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi’nde psikiyatri ve nöroradyoloji doktorlarının kurduğu SoCAT isimli Beyin Araştırma Laboratuvarı ekibi, 18 hasta üzerinde yaptıkları çalışmada, depresyonun uzun dönemde beyinde oluşturduğu hasarı dünyada ilk defa üç boyutlu olarak görüntülediler.

5 yıl boyunca izlenip beyin MR’ları çekilen depresyon hastalarının, bellek ve stresi yöneten beynin hipokampus bölgelerinde depresyona bağlı hasarlar tespit edildi.

Çalışmanın dünyaca ünlü bir dergide yer alacağını belirten Prof. Dr. Ali Saffet Gönül, “Bu çalışmada antidepresan kullanılmadığı süre ne kadar artarsa, hipokampuste tespit ettiğimiz yapısal değişikliklerin de o kadar arttığını gördük. Dolayısı ile antidepresanlar hastalarda izlediğimiz yapısal değişiklerin oluşmasını engelliyor. Demek ki antidepresanlar tedavide işe yarıyor” dedi.

Finansal kaynağı üniversite tarafından karşılanan çalışmada 5 yılın sonundadepresyon hastaları ve sağlıklı kişilerin beyin MR filmleri çekilerek hipokampusleri 3 boyutlu olarak karşılaştırıldı. İleri görüntüleme tekniğinin uygulandığı çalışmada hipokampusteki 1 milimetreküp büyüklüğündeki değişiklikler bile tespit edildi. İnceleme neticesinde hiç depresyon geçirmeyen kişilerin hipokampuslerinde değişiklik gözlenmezken, depresyon hastalarında belirgin değişikliklerin oluştuğu, hipokampuslerinde hasarlar oluştuğu görüldü.

Haber için tıklayın…

Beynin Düşmanı Stress… (Yeni Asır – 13.09.2012)

Bilimsel araştırma sonucunda, bugüne kadar “soyut” bir kavram olan depresyon “somut”a dönerken, antidepresanların hastayı tedavi ettiği de kanıtlandı.

İzmirli doktorlar, 18 depresyon hastası ve 18 sağlıklı kişi üzerinde 5 yıldır yürüttükleri bilimsel çalışmada depresyonun beyindeki stres bölgesi (hipokampus) üzerindeki etkisini (tahribatı) göstermeyi başardı. Hasta ve sağlıklı bireylerin üç boyutlu MR filmlerinin çekilmesiyle yapılan ve bilim dünyasında çığır açan çalışma antidepresan ilaçların depresyonu tedavi ettiği de kanıtlandı. Uluslararası Journal of Pyschiatric Research isimli bilimsel dergi tarafından kabul edilen araştırmayı yapan Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görevli bilim adamları, “Hipokampusteki değişiklikleri MR filmleriyle ortaya koyduğumuz çalışma, depresyonun tanı ve tedavisinde çok önemli fayda sağlayacak” dedi.

 

3 BOYUTLU İNCELEME
EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde psikiyatri ve nöroradyoloji uzmanlarından oluşan SoCAT isimli Beyin Araştırma Laboratuvarı’nda 18 depresyon hastası ve aynı yaştaki sağlıklı kişiler 5 yıl boyunca takip edildi. Finansal kaynağı üniversite tarafından karşılanan çalışmada 5 yıl sonunda depresyon hastaları ve sağlıklı kişilerin beyin MR filmleri çekilerek hipokampus 3 boyutlu olarak karşılaştırıldı. İleri görüntüleme tekniğinin uygulandığı çalışmada hipekampusteki 1 milimetreküp büyüklüğündeki değişiklikler bile tespit edildi. Prof. Dr. Ali Saffet Gönül, Prof. Dr. Ömer Kitiş, Doç. Dr. Çağdaş Eker, Dr. Serhan Işıklı, Dr. Ece Durmuşoğlu ve matematik bölümü öğrencileri Gözde Kızılateş, Onur Uğurlu, çalışmaları hakkında EÜ Psikiyatri Ana Bilim Dalı’nda basın toplantısı düzenledi. Pek çok nedenden dolayı hastaları uzun dönemli takip etmenin mümkün olamadığını anlatan Prof. Dr. Gönül, depresyon hastalarının 5 yıldır takip edildiği çalışmanın bu açıdan çok önemli olduğunu belirtti.
Dünyada bu çapta yapılan üçüncü ya da dördüncü çalışmayı yaptıklarını belirten Prof. Dr. Gönül, “Ancak 3 boyutlu görüntüleme tekniği kullanılarak bu kadar uzun takip edilen hastaların değerlendirildiği dünyadaki ilk çalışmayı yaptık. 5 yıl içinde aynı yaş grubundaki insanların beyin stres bölgelerinde (hipokampus) belirli bir değişiklik yokken, depresyondaki hastalarımızın aynı bölgelerinde belirli değişiklikler oluştuğunu tespit ettik. Yani antidepresan kullanılmadığı süre ne kadar artarsa tespit ettiğimiz yapısal değişiklikler de o kadar artıyor. Dolayısı ile antidepresanlar hastalarda izlediğimiz yapısal değişiklerin oluşmasını engelliyor. Demek ki antidepresanlar bir işe yarıyor. Ancak antideprasanlar depresyonu yüzde 60-70 düzeltiyor. En az 1 yıl kullanılmalı. Erken keserseniz hastalığın yenilenme riski yüksek” dedi.

 

untitled2

 

Haber için tıklayın…

Depresyon Çözüldü (Yeni Asır – 21.04.2010)

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Ali Saffet Gönül ve Doç. Dr. Ömer Kitiş’in başkanlığındaki ekip, “depresyon” ve “alzheimer”a yol açan etmenleri belirledi.

EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Saffet Gönül, Nöroradyoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Kitiş ve EÜ ile çeşitli üniversitelerde görevli 13 uzmanın katılımıyla TÜBİTAK destekli sürdürdükleri bilimsel araştırmalar çağın hastalıkları depresyon ve alzheimerın şifrelerini çözüyor. Doç. Dr. Gönül, Türkiye’de depresyon ve alzheimer hastalıklarının beyindeki etkilerini inceleyen 3 ekipten biri olduklarını ve dünyadaki tıp otoritelerinin çalışmalarını takdirle karşıladıklarını söyledi. Dr. Gönül, iki hastalığın şifrelerini ortaya çıkaran araştırmalarını ve ortaya koydukları sonuçları Yeni Asır’a anlattı.

 

 

Yeni Asır 2010

Haberi için tıklayın…